Faturaya İtiraz Mail ile Olur Mu? (Ve Başımıza Gelenler)
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, ve sürekli espri yapan biriyim. Ama ne yazık ki, çoğu zaman bu esprilerim, içinde bulunduğum durumu ya da hayatta karşılaştığım en basit şeyleri çok fazla düşünen biri olmam gerçeğini gizleyemiyor. Durum böyle olunca, “Faturaya itiraz mail ile olur mu?” sorusunu sorarken kendimi birden sorgulamaya başlıyorum: “Fatura dediğimiz şey aslında nedir? Gerçekten itiraz edebilir miyim? Ve bu mail işini nasıl yapacağım?” Yani, hepimiz fatura öderken içten içe bir itiraz hakkı istemiyor muyuz zaten? Hadi bunu bir sorgulayalım!
Fatura Gelir, Huzur Kaçar
Faturayı görüp, “Haaa, işte bu!” dediğimiz anı hatırlayın. Şirketten aldığınız internet hizmeti ya da cep telefonu operatöründen gelen o aylık hesap… Yani, bir yerden parayı çekiyorlar, ama o paranın ne için gittiğini de tam olarak anlamıyorsunuz. Ama faturayı aldığınız an gözlerinizin büyümesi bir oluyor: “Vay, bu kadar mı?! Nerede benim o fırtınada kaybolan internet hızı, Nerede 100 GB internet?” işte, o an fatura ödememek için yapılabilecek her türlü akrobatik hareketin hayalini kurduğumuz andır.
İlk başta “Bu kadar para ödeyemem” diye bir itiraz geliyor, ama sonra “Benim de bir onurum var, fatura hakkımda itiraz etmeliyim!” diye bir başka ses devreye giriyor. O an, bir mail yazmanın huzurlu düşüncesi, hayatta kalma mücadelesinin farkındalığına dönüşüyor. Peki, faturaya itiraz mail ile olur mu? Sorunun cevabını ararken aslında, fatura ödememek için bile ne kadar çaba sarf ettiğimi düşündüm ve evet, maillerle itiraz yapılır, ama… biraz da pratik yapmak gerek!
Mail mi, Mıknatıs mı?
Öncelikle, maille faturaya itiraz edebilir miyiz? İtiraz etme hakkımız var mı? Kendi kendime düşündüm, düşündüm, sonra yine düşündüm (evet, çok fazla düşünmeyi seviyorum). Ve sonunda şunu fark ettim: Evet, maille itiraz edebilirsiniz! Ama bu itiraz, telefon açıp “Ne oluyor burada? Niye bu kadar yüksek fatura?” demekten daha kolay değil. Yani, mail yazarken nasıl bir dil kullanmanız gerektiğini de düşünmek zorundasınız.
Bir arkadaşım var, diyelim adı Can. Can, bir gün internet faturasında aşırı bir artış görünce hemen “Bu ne be?” diye düşündü. Sonra ne yaptı? Tabii ki mail attı. Ama o kadar doğal bir şekilde yazmış ki, “Merhaba, faturama yansıyan ücretle ilgili bir sorun oldu, yardımlarınızı rica ediyorum!” diye başlamış. Ben de düşündüm: “Bir dakika! Bu ne kadar profesyonel ve soğukkanlı bir dil?” Oysa ben olsa idim, muhtemelen “Vallahi ne oluyor, ben günde 3 saat internete bağlanıyorum, bu nasıl bir fatura?” diye yazardım. Her şeyin bir tarzı vardır değil mi?
“Bir Mail Göndereyim, Bakalım Ne Olacak!”
Peki ya sonuç? Hah! İşte o meşhur kısım: “Bir mail göndereyim, bakacağım ne olacak!” Ve tabii ki gelen cevap genellikle “Biraz daha sabırlı olun, işleminiz inceleniyor.” Oluyor. Fakat bu durum, insanın sabır sınırlarını zorluyor. Çoğu zaman, bir mail attıktan sonra sürecin nasıl ilerleyeceğini gerçekten bilemiyorsunuz. Durum böyle olunca, o 10 satırlık mailin altına 50 satırlık iç sesim devreye giriyor:
“Mail göndermiştim, daha 5 saat oldu ama niye cevap gelmedi ki? Bir hata mı oldu? Acaba, ‘görüşme’ yapacaklar mı? Gecenin bir vakti, ‘Hızlı ödeme’ diye bir seçenek sunarlar mı? O değil de, çok mu yanlış bir dil kullandım? Bu şekilde yazmalı mıydım?”
Bir Zamanlar, Telefon Aramak Daha Kolaydı
Şimdi burada, bazen maillerin gereksiz bir karmaşa haline geldiğini fark ediyorum. O eski zamanlarda telefon açmak daha kolaydı. Yani, fatura geldiği zaman, hemen operatörü arayıp “Ya, bu ne!” dediğinizde, en azından karşıdaki kişi ses tonunu duyabiliyordunuz, derdinizi anlatırken belki biraz daha net oluyordunuz. Ama şimdi maille yazmak… Eh, işte öyle. Bazen bu kadar basit bir itiraz, bin bir düşünceye dönüşüyor.
Yazarken İç Ses: “Daha Çok Sakin Ol!”
Bir süre sonra, mail yazmanın insanı gerçekten nasıl ‘süper düşünür’ haline getirdiğini fark ediyorum. Her satırda içimde bir ses yükseliyor, diyor ki: “Bunu yazarken sakin ol. Asla agresif bir şey yazma. Sonuçta, bu bir şirket, onlar seni ciddiye alacak.” İşte, iç sesim bu kadar sakin ama ben o kadar rahat değilim. Sonunda maili göndermiş oluyorum. Gerçekten içimdeki o “tamam, sorun bitti” hissi her zaman aynı. Ama, hayat bana der ki: “Faturaya itiraz mail ile olur mu? Olur ama sonuçları beklemek daha zor!”
Sonuç Olarak: Maille İtiraz Etmek, Gerçekten Her Şeyin Çözümü Mü?
Şimdi, bu kadar düşünce ve kafa karışıklığının ardından, geldiğimiz noktada şunu söyleyebilirim: Evet, faturaya itiraz mail ile yapılabilir, ama bazen, hayatın karşımıza koyduğu şeyleri sadece sorgulamakla yetinmek yerine, gerçek bir çözüm aramak lazım. Yani, ben yine de bir dahaki sefere telefona sarılabilirim, değil mi?
Sonuçta, maille itiraz etmek olabilir ama bu, hayatın diğer karmaşık ve düşünmeye değer sorularından sadece biri. Bu kadar düşünceli olmak yerine, bir ara gerçekten basit bir şekilde “Bunu niye bu kadar zor yapıyoruz?” diye de sormak lazım. Faturalar, hayatın bazı sıradan sorunları gibi ama onları biraz da eğlenceli hale getirmek, bazen işin güzel kısmı. “Faturaya itiraz mail ile olur mu?” sorusunun cevabını bulduk ama asıl soru şuydu: “Faturalarla ilgili derdimizi mail yerine kahveyle çözebilir miyiz?”