Kara Kalem Zor mu? Zor Olan Çizmek Değil, Görmek Kara kalem zor mu? Hayır—zor olan, yıllardır kulaktan kulağa yayılan mitleri kırmak. “Elim yatkın değil”, “yeteneğim yok”, “doğru kalemi bulamadım” gibi bahaneler, kara kalemi gizemli bir kulüp kartına çeviriyor. Tartışmayı açıyorum: Kara kalem teknik olarak ulaşılabilir; zor görünen şey, bakmayı bilmeyen gözün ve kusursuzluk takıntısının ürettiği baskıdır. Bu yazı, kara kalemin “zor” etiketini nasıl taşıdığını, nerede haklı, nerede haksız olduğunu cesurca didikleyecek. — Kara Kalemin “Zor” Algısının Anatomisi Kara kalem, renkten arındırdığı için hatayı saklayacak alan bırakmaz; evet, çıplaktır. Ama bu çıplaklık korkulacak değil, eğitilecek bir alan. “Zor” diyenlerin çoğu, çizime…
12 YorumEtiket: de
İsrail’de Hafta Tatili Hangi Gün? Bilimin, Kültürün ve Ritmin Kesiştiği Nokta Bir ülkenin hafta tatili günü, sadece “çalışmama” zamanını değil, aynı zamanda toplumun zaman algısını da belirler. İsrail’de hafta tatili sorusu da tam olarak bu yüzden ilginçtir: çünkü burada zaman sadece takvimle değil, inanç, biyoloji ve kültürün ortak ritmiyle akar. Bu yazıda, “İsrail’de hafta tatili hangi gün?” sorusuna sadece yüzeysel bir cevap değil, bilimsel ve toplumsal açıdan derin bir bakış sunacağız. — Zamanın Bilimi: İnsan Vücudu Haftalık Döngülere Nasıl Uyum Sağlar? Bilim insanları, insanların haftalık ritimlere (7 günlük döngülere) biyolojik olarak tepki verdiğini uzun zamandır biliyor. Tel Aviv Üniversitesi’nde yapılan…
6 YorumHabitus Kavramı Kime Ait? Eğitimde Dönüşümün Temel Taşı Eğitim, yalnızca bilgi aktarmaktan çok daha fazlasıdır; insanları dönüştürme, toplumu şekillendirme gücüne sahiptir. Bir eğitimci olarak, her öğrencinin farklı bir dünyayı keşfettiğini ve her bireyin öğrenme yolculuğunda benzersiz izler bıraktığını gözlemlemek, işin en büyüleyici yönlerinden biri. Öğrenme, sadece zihinsel gelişimle ilgili değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel etkileşimlerle de şekillenen bir süreçtir. Bu bağlamda, habitus kavramı, bireylerin toplumlarıyla olan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin bireylerin düşünce sistemlerini nasıl dönüştürdüğünü anlamamıza yardımcı olan güçlü bir teorik araçtır. Peki, habitus kavramı kime aittir ve bu kavram, eğitim dünyasında nasıl bir dönüşüm yaratır? Habitus Kavramı Kime…
10 YorumNazar Kimin? Gözden Kalbe Uzanan Toplumsal Bir Bakış Bir gün aynaya baktığında, “acaba bana nazar mı değdi?” diye düşünenlerden misin? Belki de sadece saçın iyi günündedir, belki de yorgunsundur. Ama biz, bu “nazar” meselesini öyle derinleştirdik ki, artık gözle değil, kalple konuşur hale geldik. “Nazar kimin?” sorusu, aslında sadece bir inanç sorusu değil; toplumsal cinsiyet, empati, güç ve görünürlük arasındaki ilişkileri anlamak için harika bir başlangıç noktası. Bu yazıda, nazarın “göz”le başladığı ama “toplum”la biçimlendiği o karmaşık dünyaya birlikte bakacağız. Çünkü bazen bir bakış sadece bir bakış değildir. Nazar: Kültürden öte, bir toplumsal aynadır “Nazar değmesin” cümlesi, Türkçe’nin en sık…
14 YorumDwayne Johnson ve Vin Diesel Neden Kavga Etti? Ekonomi Perspektifinden Bir Değerlendirme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Bir Ekonomistin Girişi Ekonomistler, her kararın, her seçim sonucunun önemli olduğunu bilirler. Kaynaklar sınırlıdır ve bu kısıtlı kaynaklar üzerinde yapılan her tercih, bir dizi sonucu beraberinde getirir. Bu, sadece ekonomik kaynaklar için geçerli değildir; aynı zamanda insan ilişkileri, rekabet ve iş dünyasındaki güç mücadeleleri için de doğru bir yaklaşım olur. Bir ekonomist için her güç çatışması, her stratejik seçim, piyasada nasıl bir değişim yaratacağı ve bu değişimin toplumsal refahı nasıl etkileyebileceği konusunda derin bir anlam taşır. Dwayne Johnson ve Vin Diesel arasındaki anlaşmazlık…
12 YorumKan Hücreleri Nedir Kısaca? Küresel ve Yerel Bakışlarla Hayatın Hücresel Mimarları İnsanın bedeninde öyle mucizeler var ki, onları her gün yaşıyor ama çoğu zaman fark etmiyoruz. Kan hücreleri de bunlardan biri… Vücudumuzda görünmeyen bir ordu gibi çalışan bu küçük kahramanlar, hayatımızı sürdürmemizi sağlıyor. Bugün, bu konuyu sadece biyolojik terimlerle değil; kültürlerin, toplumların ve deneyimlerin süzgecinden geçirerek konuşalım. Çünkü kan sadece bir sıvı değil; tarih boyunca yaşamın, kimliğin ve dayanışmanın sembolü oldu. Kan hücreleri, kanın şekilli elemanlarını oluşturan ve vücudun hayatta kalması için çalışan hücrelerdir. Üç ana grupta incelenir: eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve trombositler (kan pulcukları). Kan Hücreleri Nedir? Kısaca…
14 YorumKüçük Gök Cisimlerine Ne Denir? Uzay Ekonomisi Üzerinden Bir Analiz Bir Ekonomistin Gözüyle Gökyüzü: Kıt Kaynaklar, Sonsuz Arzular Ekonomi, temelde kıt kaynaklar ve sınırsız ihtiyaçlar arasındaki dengeyi anlamaya çalışır. Uzaya baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşırız. Evren, sonsuzmuş gibi görünür ama kaynakları — madde, enerji, hatta dikkat — sınırlıdır. Tıpkı bir ekonomistin dünyaya baktığı gibi, gökbilimci de göğe bakarken bir kaynak dağılımı problemiyle karşı karşıyadır. “Küçük gök cisimleri” dediğimiz varlıklar — asteroitler, meteoroidler, kuyruklu yıldızlar ve benzerleri — aslında evrenin mikro ölçekteki ekonomik birimlerini temsil eder. Onlar, büyük gezegenlerin gölgesinde kalan ama madde döngüsünün ve kozmik üretimin temel bileşenleridir. Ekonomik…
10 YorumGüç Kaynağı Neleri Çalıştırır? Tarihin Enerji Damarlarından Günümüze Bir Yolculuk Bir Tarihçinin Gözünden: Geçmişin Işığında Gücün İzini Sürmek İnsanlık tarihi, aslında bir “enerji tarihi”dir. Bir tarihçi olarak, geçmişi anlamaya çalışırken hep aynı ortak soruya dönerim: Güç kaynağı değiştiğinde, toplumlar nasıl dönüşür? Bu soru, yalnızca fiziksel enerjiyi değil, insanın doğaya ve birbirine karşı kurduğu ilişkileri de kapsar. İlk ateşin yakıldığı anla modern elektrik santralinin devreye girdiği an arasında, aynı ihtiyaç gizlidir: var olmak, üretmek, sürdürmek. Bugün “güç kaynağı neleri çalıştırır?” diye sorduğumuzda yalnızca cihazları değil, medeniyetin nabzını da konuşuyoruz. — İlk Güç Kaynakları: Kas Gücünden Buhara İlk çağlarda en temel güç…
6 YorumGözde Et Olursa Ne Olur? — Bir Filozofun Bakışıyla Varlığın Dönüşümü Felsefi Başlangıç: Gözün Eti Görmesi mi, Etin Gözü Görmesi mi? Bir filozofun gözünden bakıldığında, “Gözde et olursa ne olur?” sorusu yalnızca biyolojik bir dönüşümün değil, varlığın anlamına, bilginin doğasına ve ahlakın sınırlarına uzanan derin bir sorgudur. Göz, insanın dünyaya açılan penceresidir; et ise bu dünyanın maddi, dokunulabilir, ölümlü yanıdır. Eğer göz et olursa, görmek maddi bir şeyin içine hapsolur; anlam, duyumun ötesine geçemez. Belki de bu durumda artık insan, “gören” değil, “görülen” olur. Etik Perspektif: Görenin Sorumluluğu ve Etiğin Çöküşü Etik açısından mesele, “göz” ile “et” arasındaki karşıtlıkta saklıdır.…
6 YorumEskiden Şapkaya Ne Denirdi? İsimlerin Gücü, Hafızanın Sınavı Kabul edelim: “Şapka” dediğimizde aklımızda tek bir görüntü canlanıyor; oysa kelimenin tarihi, başımızın üstünde taşıdığımız şeyin kendisinden daha ağır. Eskiden şapkaya ne denirdi? sorusu masum görünür; ama dil, sınıf, din, siyaset ve ticaret gibi alanların birbiriyle çarpıştığı bir mayın tarlasıdır. O yüzden doğrudan şunu söyleyeyim: “Şapka” yalnızca bir giyim eşyası değil, adıyla bile iktidar kuran bir semboldür. Kısa Cevap mı, Uzun Hikâye mi? Kısa cevap: Osmanlı-Türkçe dünyasında “başlık” için serpuş en üst şemsiye terimdi; onun altında sarık, kavuk, börk, külah, kalpak, fes gibi isimler dolaşırdı. Modern “şapka” ise 19. yüzyıl sonu–20. yüzyıl…
6 Yorum