Değerli ziyaretçiler, Habermer ekibi bu yazısında “Allah’ın kökeni nedir” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Allah’ın Kökeni Nedir? Sorunun İçine Düşünce, Biraz Kahve, Biraz Felsefe
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım. Arkadaş ortamında genelde “çok ciddi şeyleri bile şaka gibi anlatan ama sonra gece 3’te tavana bakıp varoluş sorgulayan” tiplerdenim. Hani biri “Allah’ın kökeni nedir?” diye sorsa, dışarıda cool görünmeye çalışıp “hadi canım sen de” derim ama iç sesim o anda full akademik sempozyum kurar.
Bugün de tam olarak o iç sesin dışa taşmış hali gibi düşün bu yazıyı.
“Köken” dediğin şey her şeye uymaz ki…
Önce en temel yerden başlayalım. Biz insanlar her şeyin bir başlangıcı olmasına alışığız.
Mesela:
Telefonun kökeni: Nokia 3310 (en azından benim zihnimde)
Kahvenin kökeni: sabah uyanamama krizi
İlişkilerin kökeni: “sen yanlış anladın” cümlesi
Ama konu “Allah’ın kökeni nedir?” olunca işler biraz değişiyor. Çünkü burada kullandığımız “köken” kelimesi, zaman içinde başlayan ve gelişen şeyler için geçerli. Yani bir “önce” ve “sonra” akışı gerekiyor.
Ama ya konu zamanın kendisini de kapsıyorsa?
İşte o noktada beyin hafif “404 error” veriyor.
Bir kafede başlayan varoluş krizi
Geçen gün Alsancak’ta bir kafedeyim. Yan masada iki kişi konuşuyor:
— “Abi Allah’ın kökeni ne ya?”
— “Sus sus, garsona duyurmayalım şimdi…”
Ben de istemsiz kulak misafiri oldum tabii. Çünkü İzmir’de kafede oturuyorsan, herkesin hayatına otomatik abonelik alıyorsun.
İç sesim hemen devreye girdi:
“Tamam, bu konuşma buradan felsefe kulübüne döner.”
Ve döndü de.
İslam düşüncesinde temel cevap: Köken yok
İslam inancına göre Allah, zaman ve mekândan bağımsızdır. Yani “başlangıcı olan bir varlık” değildir.
Bunu şöyle düşünmek daha kolay olabilir:
Bir film izliyorsun. Ama bu filmde kamera yok, set yok, senaryo yazarı yok. Film kendi kendine var olmuş gibi değil; ama aynı zamanda “ilk sahnesi şuradan başlıyor” diyebileceğin bir yapı da yok.
İslam düşüncesinde Allah için kullanılan kavramlardan biri “El-Evvel” yani “Başlangıcı olmayan ilk”tir.
Ama burada “ilk” kelimesi bile biraz mecazdır. Çünkü insan dili zamanla çalışır. Allah ise zamanın kendisini de kapsayan bir varlık olarak düşünülür.
İşte burada benim beynim genelde şu noktaya geliyor:
“Tamam… ben bunu neden düşünmeye başladım?”
İç sesimle felsefe düellosu
Bir gün evde çay yapıyorum. Çaydanlık fokur fokur.
İç ses:
— “Peki Allah varsa, onun öncesi neydi?”
Ben:
— “Kanka çayı koy, bilim insanı gibi düşünme şu an.”
İç ses:
— “Ama önemli bir soru.”
Ben:
— “Evet ama ben şu an tost yakıyorum, evreni değil.”
İşte insan zihni böyle çalışıyor. Büyük sorular hep en sıradan anlarda geliyor.
“Başlangıç” fikrinin kendisi bile tartışmalı
Bilimsel olarak baktığında bile “başlangıç” dediğimiz şey net değil.
Evren için Big Bang teorisi var. Ama bu bile “önce ne vardı?” sorusunu tamamen kapatmıyor. Fizikçiler bile bazen “zaman Big Bang ile başladıysa ‘önce’ kelimesi anlamsız olabilir” diyor.
Yani mesele sadece dini değil, aynı zamanda dilsel bir problem.
Şöyle düşün:
Eğer zaman bir çizgi değil de bir sistemse, “ilk nokta” dediğin şey aslında sistemin içinde tanımlı olmayabilir.
Ben bunu öğrendiğimde şöyle hissettim:
“Demek ki sadece ben değil, fizik de bazen kafayı yiyor.”
Allah’ın kökeni sorusu neden zor geliyor?
Çünkü insan zihni her şeyi kendi deneyimiyle anlamaya çalışır.
Bizim deneyimimizde:
Her şey doğar
Her şey başlar
Her şey değişir
Ama Allah kavramı, bu kategorilerin dışında tanımlanır.
Bu yüzden soru aslında biraz şu gibi oluyor:
“Zamanın dışında olan bir şeyin zamanı var mı?”
Bunu sorduğunda beynin kısa süreliğine “uyku moduna geçmek istiyorum” diyebilir.
Bir arkadaş ortamı simülasyonu
Geçenlerde arkadaşlarla oturuyoruz. Konu yine derinleşti.
Ahmet:
— “Allah’ın kökeni ne peki?”
Ben:
— “Bak şimdi… bu soru Minecraft’ta ‘admini kim yarattı?’ demek gibi.”
Selin:
— “Ama Minecraft’ta admin insan.”
Ben:
— “İşte tam da bu yüzden ben çay içiyorum, metafizik yapmıyorum.”
Herkes gülüyor ama kimse tam da rahat değil. Çünkü bu soruların cevabı kolay değil, ama düşünmesi bile insanı meşgul ediyor.
Teolojik bakış: Ezeli ve ebedi olan
İslam inancında Allah:
Ezeli (başlangıcı olmayan)
Ebedi (sonu olmayan)
olarak tanımlanır.
Bu, insan zihninin alışık olduğu “doğum tarihi – ölüm tarihi” şemasına uymaz. Çünkü burada zaman çizgisi yoktur.
Bunu şöyle bir benzetmeyle düşün:
Bir kitabın içinde yaşayan karakterler, kitabın yazarı için “hangi sayfada doğdu?” diye sorarsa, sorunun kendisi farklı bir düzlemde kalır.
İnsan zihni neden sürekli “başlangıç” arar?
Çünkü beyin güvenliği sever.
Bir şeyin:
nereden geldiğini
nasıl başladığını
nasıl ilerlediğini
bilmek ister. Bu, hayatta kalma refleksi gibi.
Ama bazı kavramlar bu refleksin dışında kalır.
İşte Allah’ın kökeni nedir sorusu da tam burada “alışılmış düşünme sisteminin dışına taşan” bir soru olur.
Biraz da kendimle dalga geçme kısmı
Bazen düşünüyorum da, ben aslında ciddi ciddi “evreni çözmeye çalışan ama aynı anda markette en ucuz makarnayı arayan” biriyim.
Bir yandan:
“Zaman nedir?”
Diğer yandan:
“Bu akşam ne yesem?”
İnsan zihni böyle garip bir karışım.
Ve bazen en büyük sorular, en basit anlarda geliyor. Mesela çamaşır asarken.
İç ses:
— “Allah’ın kökeni ne?”
Ben:
— “Şu çorabı eşleştireyim önce.”
Sonuç yerine: Soru bazen cevap değildir
“Allah’ın kökeni nedir?” sorusu, çoğu düşünce geleneğinde aslında yanlış bir başlangıçla sorulmuş bir sorudur. Çünkü köken fikri zamanla sınırlıdır, Allah kavramı ise zamanın kendisiyle sınırlı olmayan bir varlık olarak düşünülür.
Ama en ilginç tarafı şu:
Bu soruyu sormak bile insan zihninin ne kadar ileri gidebildiğini gösterir. Çünkü insan sadece gördüğünü değil, göremediğini de merak eder.
Ve belki de mesele cevabı bulmak değil, o sorunun seni düşündürmesidir.
Çünkü bazen en uzun yolculuklar, kafanın içinde başlar.
“Allah’ın kökeni nedir” konusunu beğendiyseniz Habermer sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.